Menu

Dünya’daki Mars Projesi Hakkında

“Öğrenci Uzay Girişimi” kapsamında yer alan Dünyadaki Mars Projesi (Mars on Earth Project) genel anlamda 1.500 metrekarelik alanda modellenmiş bir Mars gezegeni yüzeyi, modellenmiş Mars koloni üniteleri, Mars yüzey aracı ve fiziki modellenmiş yerleşke ve diğer planlanan çalışmaları içeren, sanal ve gerçek dünyayı birleştirecek olan bir çalışmadır. Modellenmiş yerleşke ve model araçlarda bulunan gömülü sistemler ve çeşitli sensörler ihtiva eden üniteler geliştirilecek olan yazılım kontrolünde kablosuz bir ağdan oluşacaktır.

16 Şubat 2020’den itibaren çekirdek grubumuzla en küçük adımlardan başladık. Bu konuda taslak çalışmalarımızı yapmakla birlikte, bir anda bu büyüklükteki projenin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesini haliyle zamana yaydık. Hali hazırda projenin pilot olarak bir ilçede kurulması ile ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşmelerimiz devam etmektedir.

Projenin ilerlemesi ile birlikte (-imkanlar dahilinde belirlenecek bir konumda) bir nevi Bilim Sanat Merkezine benzer bir yapıya dönüşmesi ile birlikte bu merkezde amatör telsiz haberleşme istasyonu, gerçek anlamda uzay haberleşmesi, uygulamalı etkinlik alanları, Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) ve amatör uydu izleme birimlerinin de kurulması hedeflenmiştir.

Diğer yandan, proje ile birlikte toplumda uzay kültürü ve farkındalığının oluşturulması, teknik bilgi desteği sağlayarak öğrencilerin Dünyada ve ülkemizde de düzenlenen çeşitli etkinliklere, yarışmalara katılımının sağlanması ve bu konuda örnek model olması hedeflenmiştir.

Projenin tümü ziyaretçilere açıktır. Katılımcıların geliştirme, paylaşma ve katkı sağlayabilmeleri adına “Creative Commons Zero V1.0” olarak lisans belirlenmiştir.

mars-on-earth-project-giris-tesis-2

Resim-1. Yerleşke taslak çizimleri (Image Credit: Ayse Demircali – Mars on Earth Project)

Proje neden Mars konusunda şekillendi?

Seçimin temel amacının altında; Mars’ın günümüzde sosyal medya sayesinde daha fazla popülerlik ve çevre edinmiş olmasında yatmaktadır. Bir çok uzay çalışmasına nazaran Mars temalı konular, tüm dünyada olduğu gibi özellikle ülkemizde de genç kesim tarafından ilgi ile izlenmektedir.

Eski zamanlardan beri üzerinde çok şey konuşulmuş, kitaplar yazılmış, hikâyeler anlatılmış olan Mars, bugün yeni keşiflerle ve duyurulan hedeflerle günümüzde oldukça ön plandadır. Tüm bu çalışmaların ana hedefi; bize  yakın olduğu kadar uygun koşullar sağlandığında yaşanabileceği öngörülen gezegen olan Mars’ta yaşam izini araştırmak, yaşanacak olan zorluklar karşısında yeni teknolojiler üretmek, uzun vadede koloniler kurmak, insan ırkının gelecekte istenmeyen ve toplu can kayıplarına neden olabilecek bir nükleer savaş, doğal afetler veya meteor çarpması gibi olaylarda devamını sağlayıcı yeni yerleşimler oluşturabilme çabalarıdır.

Dünyamıza neler yaptığımızın farkında mıyız?

Diğer yandan, bilim insanları bu konuda haksız da değildir. Dünyamızda yaşamı ciddi anlamda tehdit eden problemlerimize hatırlamak ve sıralamak sanırız ki bu fikrin savunulmasında yeterli olacaktır. Bugün, küresel iklim değişikliklerini, alınan tüm tedbirlere rağmen hala durduramıyoruz.

Örneğin sadece kuzey kutbundaki “Thwaites” buzulunun tamamen erimesi halinde deniz seviyesinin yarım metreden fazla yükseleceği öngürülebiliyor. Güney kutbunda da durum farklı değil, Antartika da bu tehlike sınırlarının içinde. Ormanlarımız hızla yok oluyor. Denizlerimiz, akarsularımız, temiz su kaynaklarımız her geçen gün artan oranda mikroplastik tehlikesi altında. Doğa adeta insanoğlunun kendisine yaptığı kötülüklerden öcünü alıyor gibi durmuyor mu?

Uzay çalışmaları neden önemli?

Yukarıda belirtilen ana amaçlar gayesinde bilim insanları son dönemde çalışmalarını popüler bilim kültürü ile de harmanlayarak daha da hızlandırdılar. Devlet ve çok uluslu kuruluşların yanında SpaceX gibi özel girişimcilerin de sahaya çıkması ile Mars farklı bir boyut kazandı.

Yeri gelmişken, günümüzde hayranlıkla çalışmaları takip edilen uzay ajansları ve benzer kuruluşlarının bugünlere hızlı ve kolay gelmediğini de burada ifade etmek gerek. Birçoğu maddi kayıplar kadar bazen ne yazık ki ciddi ve üzücü can kaybına dek uzanan çok acı deneyimler yaşamışlardır. Ancak bu olumsuzluklar karşısında hiç biri bilime ve geleceğe dair inançlarını körleştirmedi ve en önemlisi aynı hataları bir daha tekrarlamadılar. Her başarısız olan görev aslında hayatın ve bilimin acımasız bir dersiydi. Denediler… denediler, yeniden ve bıkmadan usanmadan denediler ve bugünlere zorlu süreçlerden geçerek geldiler.

Neticede bugün elde ettikleri başarıları hem ülkelerine, hem de tüm insanlığa birer hediye sayılabilir. Örnek vermek gerekirse NASA bütçesinin tamamı uzay araştırmalarına ayrılıyor. Bütçenin %10’luk bir kısmı ise  sürdürülebilir bir yaşam dengesi ve insanlık için Dünyadaki bilimsel araştırmalara ayrılmış durumdadır. Bugün bizler farkında olmasak da birçok teknoloji gelişimini ve varlığını uzay araştırmalarında hayat bulmasına bağlıyız. Aynı şekilde insan da gündelik hayatında istese de istemese de uzaya ve çalışmalara mecbur kalmış durumda. Haberleşme, TV yayınları, konum bilgisi vb. birçok hizmet, biz farkında olmasak da günümüzde uydular aracılığı ile sürdürebilmektedir.Yani bir şekilde uzaydan bağımsız değiliz.

Bilindiği gibi uzay teknolojisi sadece atmosfer dışındaki çalışmaları kapsamaz. Bir uzay ajansı kurulduğunda; ülkenin birçok değişik yerlerinde yeni tesisler ve sanayi tesisleri, bu tesislerle çalışan yeni alt sanayi üretim kolları da beraberinde gelişir ve ülke ekonomisine de yüksek katma değerli katkı sağlar. Ülke ve üretebildiği teknoloji bazında bilinirlik, güvenilirlik de aynı oranda artar. Diğer yandan bu yeni teknoloji, rekabetçi bir yaklaşımı da beraberinde getirmektedir.

Ancak bu rekabet, büyük çaplı uzay araştırmalarında ortaya çıkan maliyet söz konusu olduğunda her zaman rekabetçi bir yaklaşım sergilediği söylenemez. Teknolojik gelişmeler ve bu konuda kat edilen mesafelere rağmen uzay araştırmalarının eskiden olduğu gibi halen de oldukça maliyetli olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak ortada durmaktadır. Ülkeler ve bilim insanları günümüzde soğuk savaş dönemlerinde olduğu gibi, “ilk olma” egolarından uzakta ve daha çok işbirliği ve finansal katılımla ortak çalışma ve başarılara imza atmaktalar.

Uzay araştırmalarına bağlamak için çok mu geç kaldık?

Hiçbir ülke stratejik değeri olan bir uzay teknolojisini stratejik ortakları dışında bir başka ülke ile tam olarak paylaştığını söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Bu nedenle başlangıç noktasından itibaren her şeyi adım adım yapmak üzere her zaman tek başınıza yola çıkmak zorundasınız. Sputnik uydusunun fırlatılmasından bu yana yarım arıdan fazla zaman geçmiştir ve kapatılması gereken ciddi bir zaman ve teknoloji boşluğu vardır. Özetle kaybedilecek veya gündelik tartışmalarla boşa harcanacak zamanımız yok.

Maddiyat her şey demek mi?

Ancak ağır bir sorumluluk ve bilgi gücü getiren uzay ekonomisinin bir anda canlanmasını beklemek tabi ki bir rüyadan öteye gitmeyecektir ancak zamanla bu boşluk kapatılacaktır. Yine de devlet yapısının bu konuda kendi içindeki prosedürler ve stratejik planlar tamamlanana kadar, bağımsız amatör anlamda yapılabilecek çalışmalar çok daha hızlı ilerleyebilir ve bu farkındalık bir takım kararların öne alınmasına vesile olabilir. Zira tüm dünyada amatör çalışmaların her zaman karar vericilerin bu konuda yenilikler yapmasına öncülük ettiği örnekleri ile doludur. Belki de buna en iyi örnek ilk amatör uyduyu bir otomobil garajında imal eden AMSAT gösterilebilir.

mars-on-earth-project-yerleske

Resim-2. Amatör telsiz istasyonu taslağı (Image Credit: Ayse Demircali – Mars on Earth Project)

Amatörlerin katkısı nedir?

Amatörlerin itici güç olmasının ardındaki sebep, artan popüler kültür, farkındalık ve başarılarla beraber toplumda yükselen beklentilerdir. Önceki yıllarda ve günümüzde halen uzay çalışmaları çizgi romanlarla, film endüstrisi ile veya sosyal sorumluluk çerçevesinde yapılan çeşitli etkinliklerle ciddi anlamda desteklenmektedir. Öyle ki bilimsellik dışında kurgusu bile adeta kazanımdır.

Örneğin “Gravity” filminin bütçesi, filmdeki aynı ve gerçekçi bir uzay misyonundan çok daha fazlasıdır. Bu da etkili bir şekilde toplum üzerinde, özellikle gelişim çağında olan bireylerin (gençlerin) gelecek hedeflerini daha ileriye taşımaktadır.

Boşa harcanacak ne kadar zamanımız var?

Günümüzde bilgisayar ve cep telefonlarındaki uzay oyunlarına baktığımızda birçoğunun Mars veya çeşitli gezegenlerde kolonileşme, yüzey aracı (rover) kullanma veya savaş üzerine kurgulananlar olduğu görülmektedir. Oyun, elbette bir çocuğun zihinsel ve motor becerilerinin gelişmesinde önemli bir konudur. Ancak sadece oyun açısından bakıldığında, bilgi ile doldurulabilecek en değerli zamanın da boşa harcanması ve üretkenliğin sınırlanmasıdır.

“Dünya’daki Mars Projesi” kapsamında anlatımlarda; özellikle birçoğu öğrenci konumunda olan farklı yaş gruplarındaki genç kesimin, kayıp zamanını bilim adına kullanılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır. Oyun tadında ve basit kullanılabilirlik yanında uzay kültürü, uzay farkındalığı, bu çalışmaların neden bu kadar zor olduğu uygulama aracılığı ile gençlere aktarılacaktır.Diğer yandan proje Mars konusunda çalışma yapmak isteyen tüm yetişkin gönüllülere de açıktır.

Sonuç

Adına ne derseniz deyin. Bugün için Mars bir fırsattır, umuttur, yaratıcı hayal gücüdür. Bu heyecanlı çalışmada bir şeyler öğrenmek, sosyal sorumluluğumuz gereği insanlığa faydalı olmak, teorik bilim ile uygulamalı bilimi harmanlamak, Türkçe digital içerik üretmek ve bu alanda tüm Dünyadaki Mars toplulukları arasında amatör bilim kapsamında ülke olarak biz de varız diyebilmek için biz ekip olarak başladık.

Bizimle birlikte bu yola çıkmaya var mısınız?

Cevabınız “Evet” ise web sayfamızdaki iletişim formunu kullanarak bize ulaşabilir veya diğer formlar aracılığı ile çalışmaya katılım sağlamak için başvurabilirsiniz.

Görüşmek üzere…

Beğen  3
Yazar

Dünya'daki Mars Projesi (Mars on Earth Project) kurucusu, proje tasarım ve mekanik sorumlusu. TÜBİTAK / ARBİS-Araştırmacı. Amatör telsiz çağrı işareti TA2IRU.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir