Menu

Uzay Giysisi – 3

Aslında bu makale 2’nci bölümün içerisinde yer almaktaydı. Ancak biraz farklı ve özel konu olduğu için onu ayrı bir başlık altında değerlendirmek istedim, devam edelim… Daha önce uzay çalışmalarında yerçekimsiz ortamda davranışlarını incelemek için köpekler, fareler ve şempanzelerin kullanıldığını belirtmiştim. Haliyle bu canlılar için tasarlanmış uzay giysilerine de giysilere değinmeden olmazdı, çünkü tasarımlardaki kriterler benzerdi.

Bugüne kadar kimi türünden, kimi küçük yapısından, kimi sadece dişi olduğu için; onlarca köpek, şempanze, solucan, cırcır böceği, semender, salyangoz, karınca, deniz kestanesi, güve, karides, kurtçuklar, kurbağa, tavşan ve farelere kadar bir çok canlı uzay görevleri için seçildi. İlk söyleyebileceğim şey, onlar birer kobay olarak kullanıldı ve insanlar kadar şanslı değillerdi. Bu cümle sanırım makalenin devamında sizi nelerin beklediği konusunda bir uyarı olacaktır.

Bazı kişiler “ee nolmuş bugün de bir çok deney için bu maksatla üretilmiş deney fareleri kullanılıyor!” diye düşünebilir. Bu “madem ölecekler o zaman idama mahkum olmuş insanları uzaya yollayalım test için” demek gibi bir şey. Bunu burada  tartışmayacağım. Ama sonuçta bir canlıdan bahsediyoruz ve herkes gibi onların da yaşam hakkı kutsaldır. Bir yarış için bile olsa daha fazla şefkat ve koruma gösterilebilirdi.

Uzaya Neden Hayvanlar Gönderildi ?

Cevap basit. İnsanları yollamadan önce neler olduğunu görmek, daha da açık tabirle ne olacaksa önce onlara olsun, öğrenelim sonra biz gereken tedbirleri alırız misali. Aslında bu canlı hayvan gönderme konusu soğuk savaş döneminde başlamamıştı. Hepimizin bildiği sıcak hava balonu mucitleri Mongolfier kardeşler, bunun basit denemelerini balona koyun, ördek ve horoz göndererek başlatmıştı. Sonrasında da 1947’den 1960’a kadar olan dönemde; yüksek irtifa balon uçuşları ile radyasyona maruz kalma, fizyolojik tepki, yaşam desteği ve kurtarma sistemleri sadece maymun ve köpeklerde değil; akvaryum balıkları, hatta meyve sinekleri dahil bir çok hayvan üzerinde test edildi.

Şempanze ve Maymun Türleri

Hayvanların uzay yolculuğu

Resim-1. Bir canlı kapsül yerleşimi. (Image Credit:NASA)

Yukarıdaki görüntünün ne kadar rahatsız edici olduğunu farkındayım, bu sebeple okuyucularımızdan özür dilerim, ancak bunların hepsi geçmişte yaşandı. Onların insanlar için ne tür eziyetlere katlandıklarının en iyi görsel ifadesi olarak özellikle seçtim bu resmi. Tek bir kare bile canlının gözlerindeki korkuyu yeterince tanımlıyor aslında.

Resimde ilk hayvanlı uçuş versiyonlarında hareketleri olabildiğince kısıtlanmış ve kundak benzeri bir tüp içerisine yerleştirilmiş şempanzeyi görüyoruz. Gövdesi ve kolları zaten dar olan tüp içinde hareketsizdi. Baş kısmının iki yanındaki baş ve kuyruğu sabitleyici bağları görebiliyor.

Bu şekilde sabitlenmiş bir canlının yaşayacağı korkuyu, çıkardığı canhıraş sesleri hayal edebiliyor musunuz? Üstelik korkuya karşı hiç bir refleks gösteremeyecek ya da bir sorunla karşılaştıklarında “alo Houston bir sorunumuz var” gibi bir ifade kullanamayacaklardı.

Şampanzeler

Resim-2. Şempanzeler bir arada. (Image Credit: NASA)

Bu resimde ise hepsi neredeyse aynı yaş ve türde ve de muhtemelen tedirginlik hissi içerisinde içgüdüsel olarak el ele tutuşmuş, üzerlerine dar bir uçuş tulumu giydirilmiş 3 şempanze görülüyor. Resimde eller ve baş serbest gibi görünse de ayaklar ve belden sabitlenmişler. Muhtemelen kapsül kapatılmadan önce eller de bağlandı çünkü el hizasında kayış yerleri fotoğrafta görülebiliyor. Diğer canlılara göre şempanzelerin el becerilerini kullanmaları ve insanların bir şeylerin kurcalanmamasını istediklerini düşünmek çok zor değil.

Resme genel olarak bakınca duygusallık ön planda ve sanki “korkma ben yanındayım” der gibi eller birleşmiş. Ama resme bir kez de sağdan-sola doğru bakarsanız onları gönderenlere beden dili ile çok manalı ve ince bir mesaj verdikleri aşikar.

Şempanze

Resim-3. Şempanze giysisi ve uçuş barınma kapsülü. (Image Credit: NASA)

Burada başka bir şempanze için tasarlanmış özel giysinin çıkarıldıktan sonraki veya giydirilmeden önceki hali görülmektedir. Kanımca giymeden önceki hali. Çünkü şempanze resimde oldukça sakin görünüyor, giysisi ıslak değil, kırışmamış ve kirlenmemiş, herhangi bir dışkı kirletisi görünmüyor.

Tüyleri yerdeki elektrotların bağlanması için sulandırılmış alkolle silinmiş gibi nemli. Giysi hava geçirmez bir yapıda değil, ancak olası bir kabin içi basınç kaybına karşı ve vücut bütünlüğünün korunması amacıyla giysi çapraz iplerle sağlamlaştırılmış. Bu tip çapraz bağ örgülü sisteme sahip uçuş giysileri Rus pilotlar tarafından da kullanılmaktadır. Giysi şempanzeye giydirildikten sonra, sağda görülen taşıyıcı kabin içine yerleştirilerek yolculuk yapmaları sağlanmıştır. Kabin baş kısmı şempanzenin baş arka kısmına göre şekillendirilmişti.

Layka’nın (Laika) Dramı

layka-uzay-giysisi

Resim-4. Layka’nın uzay giysisi. (Image Credit: NASA)

Yukarıdaki resimde görülen kaba giysi; 1957 yılında Dünya yörüngesine çıkan ilk canlı olan ve asıl ismi “küçük kıvırcık” anlamında “Kudryavka” olan Sovyet köpeği Layka’nın kullandığı uzay giysisidir.

Giysiden çok bir tuluma benzeyen bu sistemde ön yüzde fanus benzeri gövdeye sabitlenmiş bir başlık, iklimlendirme ve oksijen hortumları, oksijen ve yaşamsal bilgileri izleme sensörler bulunmaktaydı.

Layka misyonu uzay çalışmaları konusunda trajedisi ile beni en çok etkileyen olaylardan biridir. Hani son zamanlarda bir çok hayvana kötü muamele haberleri ile içimiz acıyor ya; Layka’nın hatırasına bir kaç cümle ile onu ve diğer görevlerde feci şekilde can veren (yanan, çıldıran vb.) primatları da anmak bir vefa gibi olacak. Çünkü bu küçük köpek bugünkü insanlı uçuş çalışmalarında gelinen son nokta için, hayatını kaybeden ilk köpekti.

Neden Köpekler?

Köpekler şempanzeler gibi hareketli olmadıkları gibi, daha uzun sürelerde daha hareketsiz kaldıkları öngörülmüştü. Köpek seçiminde evlerde beslenen köpekler yerine özellikle başıboş türler tercih edildi. Yani sokak köpekleri. Dışarının zor şartlarına alışmış, kendi kendini besleme ve su/yiyecek bulma gibi içgüdüleri güçlüydü. Bu sebeple zorlu uçuş koşullarına ev köpeklerinden daha çok uyum sağlayacakları düşünülüyordu.

Köpekleri eğitmen için onları 15-20 günlük periyotlarda küçük ve kapalı kutularda tuttular. Aynı bugün astronotların eğitiminde kullanılan santrifüjlü eğitim metodları denendi, Çeşitli seviyede G kuvvetine maruz bırakıldı. Köpekler uzay yolculuklarında genelde jel (jöle gibi) proteini yüksek, lif açısından zengin yiyeceklerle beslendi. Yiyecekleri her an ulaşılabilir konumda olan ve dışkılama sorunu olmayan köpeklerin daha uyumlu bir davranış gösterileceği düşünülmüştü.

Uzay köpeklerin bir yaşam alanı değildi. Tabi eğitimler de. Kaldı ki bu eğitim alanları basit bir köpek eğitim parkurundan çok daha farklı ve zordu. Sonuçta uzaya gitmek üzere hazırlanan köpeklerin %60’ından fazlası üsse geri döndüklerinde kabızlık ve safra kesesi taşları tespit edildi.

Layka da bir dişiydi…

1950’li yılların sonu soğuk savaş ve uzay yarışının da hızlandığı dönemdi. Zamanın bilim adamları üst yörüngede uzay ortamında insanlı uçuşlardan önce olacakları görmek için bir köpek göndermeyi düşünmüşlerdi. Bu amaçla eğitilen “Albina”, “Muşka” ve “Layka” isimli 3 köpek vardı aralarından Layka seçildi. O zamana kadar yukarıda neler olacağı ve insanların ne tür bir tehlike ile karşılaşacağı konusunda yeterli bilgi birikimleri yoktu. Zaten bu görevde aslında Layka’nın sağ geri dönmesi beklenmiyordu.

Aslında her iki süper güç de o dönem yörünge altı uçuşlarda uzaya köpek göndermişler ve bu köpeklerdeki değişiklikleri gözlemlemişlerdi. Buna göre huzursuzluk başlangıcı, yaşamsal değerlerde kötüleşme, kan basınçları ve nabız artışı, dar alanda idrar çıkışlarının durması gibi problemler tespit edilmiştir. (Köpek besleyenler bilirler, köpekler bağlı bile olsa çok fazla zorlanmadıkları sürece kapalı yuvalarının içerisine dışkılama ve çiş yapmamak için kendilerini son ana kadar zorlarlar.)

Layka

Resim-5. Layka giysi ile yerleştirildiği dar taşıyıcı alan. (Image Credit: Roscosmos)

Layka’yı taşıyacak olan uzay aracı Sputnik-2’nin dışında kozmik ışınlar ve radyasyon vs. ölçüm aletleri, içinde ise aşırı sıcaktan koruma için belli bir sıcaklık üzerinde çalışacak vantilatör sistemi mevcuttu. Solunum, kalp ritmi (EKG), tansiyon vb. değerleri izlenecek şekilde sensörlere sahipti ancak zaman darlığı nedeniyle bazı üniteler alelacele tamamlandı.

Sonuçta Layka bir hayvan olduğundan istemsiz hareketlerine karşın zincir ve kayışlarla sabitlendi. Konforu ise; 7 günlük sıvılaştırılmış jel benzeri yiyecek ve atık toplayıcı bir çantada, oksijen desteği, karbondioksit temizleyiciden ibaretti. Baikonur fırlatma bölgesi Ekim ayında aşırı soğuktu. Önce kabin ısıtıldı, tüyleri tarandı, tüyler zayıf alkol solüsyonu ile ıslatılıp elektrot bağlanacak yerler iyotla boyandı. Daha sonra uçuş prosedürü başlatıldı ancak daha başlangıçtan itibaren bir şeyler ters gitmeye başladı.

Kalkıştan hemen sonra ciddi bir G kuvvetine maruz kalan Layka’nın solunumu 3-4 katına, nabzı ise 103’ten 240’a fırladı. İlk defa böyle bir ortamda aşırı titreşim ve gürültünün Layka’nın psikolojisindeki etkiyi bir düşünün. Sputnik-2 aracının yörüngeye ulaşması ile birlikte burun konisi ayrıldı ancak A bloku adı verilen kısım ayrılamadı ve ısı kontrol sistemleri felç oldu. Bu problem Layka’nın bulunduğu kabinin ısısının 40 santigrad dereceye yükselmesine neden oldu. (Normalde 15 derecenin üzerinde sensörler devreye girip Layka’yı serinletmesi gerekiyordu)

Yörünge yerçekimsiz ortamdı ve Layka bu ortamda yaklaşık 3 saat geçirdi, nabzı 102’ye düştü. Gelen verilere göre Layka’nın tedirgin olmasına rağmen ölmeden önce yemeğini yediğini gösteriyordu. Görevin 5-7 saatleri arasında artık Layka’nın canlı olduğuna dair hiç bir veri gelmiyordu. 5 ay sonra uzay aracı yörüngeden çıktı Nisan 1958’de atmosfere girdi ve yanarak parçalandı.

Oksijen bitmesi vs gibi sebepler gösterilip gerçekler ilk başta gizlense de aslında fırlatmadan bir kaç saat sonra bölme ayrılması sırasındaki teknik bir arızadan ve kabin içi aşırı ısınmadan dolayı hayatını kaybetti. İlerleyen zamanlarda Layka’nın son yemeğini yemesi ile ilgili Sovyetlerin onu bu yemekle zehirlediği teorileri ortaya atıldı. acaba dediğiniz duyar gibiyim.

Yemek ile birlikte uzay aracının kontrolsüz bir şekilde yörüngeden çıkışı sistemin kontrollü bir yörünge çıkış ve dünyaya dönüş prosedürünün olmadığını gösteriyor gibi. Bu durumda yukarıda da ifade edildiği gibi geri dönüş ve hayatta kalış öngörülmemesi teziyle birlikte ele alınınca araç parçalanmadan önce Layka için “kendilerince insani!” bir çözüm bulmuş olmalarını mümkün.

Özetle Layka Sovyetlerin Ekim Devrimi’nin 40’ıncı yılına yetişmesi için aceleyle planlanan bir misyonun kurbanı oldu. Bugün anısına heykeller dikilip, Mars’ta toprak hedeflerinden birine ismi verilse de, pullar basılsa da Layka bunların hiç birini hissedemeyecek. Layka belki özünde bir sokak köpeğiydi ancak, asil bir köpek olarak öldü ve adı tarihe geçti.

Onun son mutluluğu; bir bilim adamı olan ve orduda cerrah olan Vladimir Yazdovski’nin uçuştan bir gün önce Layka’yı evine götürüp çocukları ile onamasına izin vermekti ki; yine de o da Layka’nın geri dönmeyeceğini biliyordu ve onun için bir şeyler yapmak istemişti.

Sovyetlerin çöküşünden sonra bu görevdeki sorumlulardan biri olan Oleg Gazenko’nun şu sözleri aslında her şeyi dramatik de olsa söyle açıklıyor. “

Hayvanlarla çalışmak hepimiz için bir ıstırap kaynağıdır. Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz. Zaman geçtikçe bunun için olan üzüntüm artıyor. Bunu yapmamalıydık… Bu görevden köpeğin ölümüne değecek kadar çok şey öğrenmedik.

Chaika ve Lisichka’nın Dramı

Aynı doktor Vladimir Yazdovski; Laika’nın öldüğü Sputnik-2 görevinden sonra Korabl-Sputnik 2 görevinde de yer aldı. Bu defa “Chaika” ve “Lisichka” isimli 2 köpek gönderildi ancak sorunlar burada da baş gösterdi ve kalkış anından kısa bir süre sonra fırlatma aracı parçalandı.

Yetkililer köpeklerin kapsülünü ayırmak için uzaktan komutla girişimde bulundular ancak düşük irtifa nedeniyle taşıyıcı paraşütler tam açılmadı ve köpeklerin ikisi de hızlı çarpmanın etkisi ile öldü. İlginç olan bu kazadan sadece bir gün sonra birinci makalemizde anlattığımız Amerikan Mercury projesindeki kazanın gerçekleşecek olmasıydı.

Belka ve Strelka

Belka ve Strelka

Resim-6. Mumyalanmış köpekler. (Image Credit: Roscosmos)

Tüm hayvanlı uçuşlarda kayıplı bitmedi tabi ki, sonraki dönemlerde Ruslar bir seferde “Belka” ve “Strelka” isimli köpeklerle birlikte 40 fare bir defada gönderildi ve hayvanlar canlı olarak Dünyaya dönebildiler. Bu görevlerde köpeklerden birinin yörüngede nöbet geçirdiği tespit edildi. Bu inişten bir yıl sonra 1961’de Strelka’nın bir yavrusu doğdu. Ruslar bu yavruyu kendilerinin bir iyi niyet gösterisi ve hediyesi olması amacıyla Amerikan Başkanı John F. Kennedy’nin eşi Jacqueline Kennedy Onassis‘e gönderdi.

Peki buna karşın karşı tarafın tepkisi ne oldu dersiniz?

Soğuk savaş adeta uçan kuştan veya havadan nem kapılan bir dönemdi. Öyle ki bu zaman zaman paranoya seviyesine çıkabiliyordu. Bu da ona bir örnek olarak tarihe geçti. John F. Kennedy’nin danışmanları ve güvenlik uzmanları köpeğin vücuduna gizli dinleme cihazları yerleştirilmiş olmasından endişelendiler ve ilk başta köpeğin alınmasına ciddi ciddi karşı çıktılar.

Yukarıdaki resimde; Rusya/Moskova Uzay ve Havacılık Müzesi’nde her iki köpek bedenin de ölümlerinden sonra mumyalanmış halini ve sağda da ilk versiyonlara göre daha geliştirilmiş çevre kontrollü kapsülü görmektesiniz.

Veterok ve Ugolyok

Veterok_ve Ugoljok

Resim-7. Veterok_ve Ugoljok (Image Credit: Moskova HAvacılık ve Uzay Müzesi)

Veterok (Hafif Esinti) ve Ugolyok (Köz) isimli köpeklerden de birer satırla da olsa  bahsedelim. Bu iki köpeğin 1966’da Cosmos 110 roketi ile fırlatılması ve 21 gün yörüngede kalma rekoru 1971’de Soyuz 11 serisine kadar insanlar tarafından aşılamamıştı. Halen de köpekler arsındaki en uzun uzay uçuşu rekoruna bu iki köpek sahiptir.

Félix ya da Félicette

Fransız uzay programında farelerle birlikte yer alan kedidir. 1963’te test için sakin olma özelliklerinden dolayı 14 dişi kedi seçildi ve onlarla çalışanlar arasında duygusal bir bağ kurulmasını önlemek için hiç birine isim verilmedi. Kedilerin nörolojik aktivitelerini izlemek için başlarına cerrahi olarak yerleştirilmiş implantlar mevcuttu. Eğitimlerinin tümü Havacılık Tıbbı Eğitim ve Araştırma Merkezi (CERMA) tarafından hazırlandı ve uygulandı. Eğitim alanı diğerlerinden farklı ve daha az eziyetli değildi. Örneğin sesle simüle edilmiş roket gürültüsü yanında yüksek G santrifüj etkisini oluşturulmak döner platform kullanılmıştı.

Kediler de eğitimde köpekler gibi kapalı ve dar yerlere hapsedildiler ve bu eğitim 2 ay sürdü. Taşıyıcı uzay aracında ortaya çıkan bir çok aksaklık ve testlerden sonra 17 Ekim 1963’te isimsiz C-341 kodlu kedi seçildi. Diğerlerine göre daha sakin oluşu, kilo azlığı bunda etkendi. Kalp izleme için sol ön ve sağ arka ayağına elektrotlar bağlandı, beyinsel aktivite izlemek için ise 9 elektrot da başına yerleştirildi. İki ayrı mikrofon ise nefes alış verisini izlemek için konuldu.

Cezayir’den yapılan yörünge altı fırlatma ve 13 dakikalık uçuş başarılıydı ve kedi 9.5 G’lık bir etkiye maruz kaldı. İnişteki taşıyıcının dönmesi ve paraşüt açılım esnasında yaşadığı G şoklarını da buna eklersek kedi açısından durumun ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılır. C-341’e daha sonra medya desteği ile Felix ismi verildi ancak CERMA bunu daha kadınsı bir kelime olan Félicette ile değiştirdi.

“Fransızlar daha mı insaflıymış?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Félicette’ye bu ilk uzaya çıkan kedi unvanını kazanmasından sadece 2 ay sonra ötenazi yapılarak öldürüldüğünü ve beynini incelenmek üzere otopsi yapıldığını, o kafaya implantla takılan elektrotların elektrik sinyali gönderilerek kedinin uyanık kalmasının sağlanmasına çalışıldığı ve uyanıkken daha iyi veri toplamanın amaçlandığını söylesem sanırım aynı şeyi düşünmezsiniz.

Sonraki ikinci bir denemede başka bir kedinin taşıyıcı kapsülü, paraşüt arızası ve yer tespit verici arızası nedeniyle roket burun konisi içinde ölü olarak bulundu. Diğer kedilere ne olduğu hakkında tam bir şey bilinmiyor. Ancak kedilerden biri implant yerleştirmeden sonra rahatsızlanınca ekip tarafından görevden muaf tutulup, ekibin maskot gibi benimsendiği, bazı kaynaklarda da diğer 9 kedinin görev dışı bırakıldığı ifade edilmektedir.

Diğer Canlılar

Fransa (makak maymunu), Arjantin (püskülü kapuçin maymun), Çin ve İran’da (maymun) benzer denemeler yaptılar ve yüksek irtifalara bu canlıları gönderdiler. Bu çalışmaların bazılarında genelde paraşüt arızaları baş gösterdi, ancak bazıları da yere sağlam inebildi.

2 kaplumbağa ve çeşitli böcekler Sovyetler tarafından 1968 yılında Zond-5 uzay aracı ile Ay yörüngesine yollandı. Diğer yandan son insanlı Ay yolculuğu olan Apollo-17 görevinde astronotlar Ay yörüngesinde 5 fare ile birlikte 75 kez dolaştı.


Umarım bu özel bölüm; sokakta gördüğünüz sahipsiz veya sahipli herhangi bir hayvana bakış açınızı biraz olsun değiştirir. Unutmayın bu Dünya sadece bize ait değil. Lütfen sizinle aynı dili konuşamadıkları için, bu sessiz kulların bir canı olmadığını düşünmeyin ve onlara herhangi bir zarar vermeyin. Sizi çok kızdıran, şımarık ya da komut dinlemeyen bir köpeğiniz mi var? Layka’yı hatırlayın, sakinleşeceksiniz. Onlar bizim için bir şeyler yapabildiyse, biz de pekala onlar için bir şeyler yapabiliriz. Bu sıcak havalarda bir tas su, bir kap yemeği kapımızın, dükkanımızın önüne koymakla kimse fakirleşmez. Birlikte yaşamayı öğrendiğimizde, sevgimiz birlikte büyüyecek ve Dünya daha da güzelleşecek.

Dördüncü bölümde görüşmek üzere…

Beğen  2
Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Yazar

Dünya'daki Mars Projesi (Mars on Earth Project) kurucusu, proje tasarım ve mekanik sorumlusu. TÜBİTAK / ARBİS-Araştırmacı. Amatör telsiz çağrı işareti TA2IRU.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorum (1)