M

m

Yaklaşık 2 yıl önceydi…

İsimleri Barla ve Zeren ‘di, daha doğrusu biz öyle isim takmıştık onlara…

Gezegenler arası seyahat eden uzay gemilerinin yoğun Güneş fırtınaları nedeniyle arızalanması sonucu Türkiye’de bir bölgeye iniş yapmak zorunda kalmışlardı.

Gemilerinde çok büyük hasar yoktu. Ancak kurtarma kapsülleri onları çok düşük irtifada gemiden fırlatmıştı. Paraşütleri yeterince hava dolarak açılamadığından kapsüller yere oldukça sert çarpmıştı. Yere ulaşan kurtarma kapsüllerinin otomatik açılan kapaklarından ilk çıkan Barla olmuştu. Barla, Zeren’in olduğu kapsüle koştu. Hızlı hareket edemiyordu çünkü Dünyanın yerçekimi Mars’tan üç kat daha fazlaydı ve hareket etmek o kadar kolay değildi.

Zeren’in kapsülün kapağı yarım açıktı ancak onu kaldıramadı. Üstelik Zeren baygındı ve işin kötüsü kaskının kenarında da küçük bir çatlak oluşmuştu. Endişe ile kendi kapsülündeki destek ünitesini almak için geriye döndüğünde kendisine şaşkınlıkla izleyen küçük uzay kaptanı ile burun buruna geldi.

İki farklı Dünyanın sakinleri ilk yakın temasıydı bu. Küçük kaptanın hemen arkasında duran anne ve babası da şaşırmış halde onlara bakıyordu. Ancak çocuklarını koruma içgüdüsü ağır bastı. Ailesi ona hemen geri dönüp kendilerine doğru koşmasını istedi.

Küçük uzay kaptanı bir anne babasına, bir de Barla’ya baktı. Oysa hiç düşmanca bir tavrı yoktu karşısındakinin. Yine de izlediği o korkunç Marslı istilası filmler aklına geldi ve anne babasına koşmak için geri döndü.

Tam o sırada bozuk bir şive ile Türkçe “Yar..dım, lütfen.. kardeşim orada” sesi duyuldu.

Barla her ne kadar kardeşine yardım etmek istediyse de kendi solunum hortumunun delindiğini fark etmemişti. Bayılıp kendini kaybetmeden önceki bir kaç saniyede son bir gayretle kolundaki otomatik tercüme sistemini çalıştırabilmiş ve sistem onun dilini Türkçeye çevirmişti.  Ardından yüzüstü düştü ve görüşü karardı.

Küçük uzay kaptanı bu defa hiç tereddüt etmeden ona koştu, ardından da öne doğru uzanmış halde kalan elini tuttu. Anne babası da yanına gelince onu ters çevirdiler. “Lütfen ve kardeşim..” Bu iki kelimeyi kendi dillerinde duymuş olmak onları da etkilemiş, korku ve endişe yerini insan olmanın gereği sevgi ve yardım hissine çevirmişti.

Barla 80 cm boyundaydı. Kaskın camı altın kaplama gibi parlak olduğu için yüzünü göremiyorlardı. Elbisenin duruşuna göre bizden çok da farklı bedenlere sahip değildi. Sol omuzundaki armada iki büyük, iki küçük uzay elbisesi simgesinde küçük olanlardan biri kırmızı ile boyalıydı. Demek ki bir ailesi vardı ve o da çocuklardan biriydi.

– Anne-baba! Lütfen ona yardım edelim lütfen…
– Tamam, tamam. Şimdi sakin olalım ve ne yapabileceğimizi bir düşünelim.

Babası piknik yaptıkları yerdeki arabaya doğru koşarken annesi de Zeren’ e doğru gitti. Yarım açık kabin kapağından Zeren’in armalı olan kolu dışarı sarkmıştı. Onun da omuzunda aynı arma vardı ve küçük giysi sembollerinden biri mavi ile boyalıydı. Barla’nın kardeşi olmalıydı…

Baba geri döndüğünde, yapışkan bant ile hava hortumunu hızla sardı. Neyse ki bu çözüm solunum sistemindeki sızıntıyı ve o garip tıslamayı durdurmuştu. Ancak kastaki çatlağı doğrudan bantla onarmak zordu. Araya dolgu malzemesi gerekliydi. Anne hemen hızlı kuruyan ojesinin kapağını açtı ve katman-katman çatlağın olduğu yere sürdü. Ardından da babası bant ile parçalı sağlam bir yama yaptı. Daha sonra ikisi birlikte kabin kapağını zor da olsa kaldırmayı başardılar. Zeren’i nazik bir şekilde kabinden çıkarıp Barla’nın yanına yatırdılar. İkisinin de bedenlerinde hiç hareket görünmüyordu.

Küçük uzay kaptanı, anne-babasının arasından geçerek onların yanına gidip diz çöktü ve eldivenlerinden tuttu. Gözlerinden sicim gibi yaşlar akarken anne-babasına döndü ve ;

– “Onları kurtaramadık değil mi?” diyebildi zor zar yutkunarak.

Büyükleri hiç bir şey söyleyemedi, söyleyemedi. Kendileri bile hala bir, pardon iki uzaylıya yardım etmiş olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Annesi ona sessizce sarıldı, çocuğun göz yaşları da annesinin omuzuna.

– “Bu evet demek mi anne?”

– Bak kuzum, bunları daha önce seninle konuşmuştuk hatırlıyor musun? Bizler ne kadar yardım etmek istesek de her şeyi yapamayız. Bazı şeylere gücümüz yetmeyebiliyor ve istemesek de sevdiklerimizi kaybedebiliyoruz. Ama en azından denedik değil mi?

– Ama… ama onlar daha çocuk. Tıpkı benim gibi… Ve çocuklar yaşamalı…

Babası onu kucağına aldı ve saçlarını okşayıp öptü. Ardından böyle durumlarda hep yaptıkları şeyi yaptılar. “Biz bir aileyiz” anlamında birbirlerine sarıldılar.

Tam o anda o tanıdık ses yeniden duyuldu. “Sen de çocuk…ben”. Barla ve Zeren’in kollarındaki saydam renkli kayışlar yeşil renkte ışımaya başlamıştı. Ses devam devam etti.

– “Te..şek..kürler…çocuk. Biraz zamana ih..ti..yaç var. Hasar onarılıyor. Bekle… Senin göz bölgesinde yoğun sıvı birikmesi var. Bedenin acı hissetmek… Bu, bu bizim gezegenimizde de aynı. Sen bizim i..için acı mı his..settin?”

Uzay kaptanı hiç bir şeyi umursamadan, yarı oturur vaziyetteki Barla’ya ona sarıldı. Karşılıklı konuşmalar devam ettikçe otomatik çeviricinin yapay zekası daha anlaşılır tercüme etmeye başlamıştı.

Anne ve babası Barla ve Zeren’i güneş altından kaldırıp piknik yaptıkları yere kucaklarında taşıdılar. Ağacın gölgesi nispeten daha iyiydi. Yani en azından Dünyalılar böyle yapardı. Eh, Güneş de her yerde Güneşti neticede.

Aynı evrenin farklı noktalarındaki yolcular şimdi bir ağacın gölgesindeydi. Barla, Zeren’in kolundaki sistemdeki bazı tuş görünümlü çıkıntılara bastı. Ardından Zeren’in çeviricisi de seslendi “Ben Zeren. minnettarım Dünyalılar. Bana ve kardeşime yardım etti siz.”

– “Önemli değil ama merak ettim, neden elin hala böğründe Zeren? Yaralandın mı?” diye sordu küçük uzay kaptanı.

– “Böğür? Üzgünüm. Bu kelimeyi çevirici tanımlayamadı. Bugün mü demek istedin çocuk?


(*) Barla: Göz alıcı, parlak, Zeren: Anlayışlı anlamına kullanılan ve aslen öz Türkçe (Göktürk) isimleridir.

Mektubu kime göndermek istiyorsanız onun ismini listeden seçiniz.
Mektubu yazan uzay kaptanının adı soyadı
Mektubu yazan uzay kaptanın adı soyadı. (Lütfen göndermeden önce adresin doğruluğunu kontrol edin.)
Bulunduğunuz il adını yazınız.
Mektupta göndermek istediğiniz mesajı yazınız.