Menu

Göktaşı Nedir?

Gökyüzünü izlediğimiz bazı zamanlarda ışık saçan ve hızlı bir şekilde hareket eden cisimler görürüz. Bu cisimler, Güneş sistemi enkazından kopup gelen, Dünyamızın atmosferine girerek yanan meteorlardır. [1] Meteorların yanmasındaki asıl sebep, atmosfere girdiğinde aldığı yüksek hızla beraber havadaki moleküllerin sürtünmesiyle hem cismin, hem de havanın ısınmasıdır. Geçmişten bu yana gökyüzünü izleyen insanlar için bu görüntü inanılmaz ilgi çekicidir.

Günümüzde bilimsel olarak bizler bu olayın sebeplerini açıklayabilsek de, geçmişteki insanlar konuya farklı açıklamalar getirmiştir. Eski Ahit, Çin yazıtları, Roma ve Eski Yunan’da bunların Cennet’ten düşen taşlar olduğunu düşünürlerdi ve korkarlardı. [2]

Aslında korkmakta haklılardı. Hepsi kayan bir yıldız şeklinde görünmüyordu neticede. 2013 yılında Rusya’nın Chelyabinsk bölgesine düşen meteor videosunu yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz. Meteorun çarpma yeri videonun sonunda yer alsa da, atmosfere girdikten sonra yaşanan şok dalgalarının yıkımı ve korkutuculuğu insanların bu konuya neden meraklı olduğunu da bir nebze gösterir şekildedir.

Meteorların çoğu atmosferde buharlaştığı için Dünya yüzeyine varamazlar. Dünya’ya ulaşanların kütlesi ise ancak birkaç miligram ile birkaç gram arasında değişir. Uzayda meteor parçaları genellikle kuyruklu yıldızların yörüngesine eşlik eder. Dünya da bu küçük parçacık yığını içinden geçtiğinde meteor yağmurları gerçekleşir.

Özellikle dikkat edildiğinde bazı aylarda, belirli tarihlerde bu yağmurların arttığı görülür. Bunun ana sebebi meteorların genellikle içinde olduğu takım yıldızlarıyla, bazen de bilinmeyen kuyruklu yıldızlardan kopan toplanmış kümeleriyle Dünyamızın karşılaşması sırasında küçük cisimlerinin atmosfere girmesidir.

Örn. “Delta Aquarid” meteor yağmuru (perseid) 30 temmuzda sık görülür ancak herhangi bir takım yıldızına eşlik etmezken, “Eta Aquarid” meteor yağmuru genelde 4 mayısta gerçekleşir ve Halley takım yıldızının bıraktığı parçalardır. [3]

Kuyruk yıldızın etrafında bazen bu meteorlar kümeleşir, işte o zamanlar Dünya bu kalabalığın içinden geçerse çok daha büyük meteor düşüşleri gözlemlenebilir. Atmosferde yanmayan bazıları Dünya yüzeyine düşer. Bunlara “gök taşları” deriz ve göktaşları üç kategoriye ayrılırlar. Bunlar;

1. %90-95 oranında demir ve nikelden oluşan demirli gök taşları,
2. Taşsı meteor taşları, en büyük gök taşı grubudur. Asteroidin kabuğu ya da bir gezegenden gelen taşlardır,
3. Taşlı- demirli gök taşları son derece nadirdir. Bir gezegenin oluşumu sırasında kopan çekirdeğiyle manto kısmından geldiği ya da bir asteroitten geldiği düşünülür. [4]

Göktaşlarının, asteroitlerden ve kuyruklu yıldızlardan geldiğinden bahsettik, peki bu asteroitler ve kuyruklu yıldızlar neyden oluşuyor? Biraz da o konuya bakalım.

Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar ilk zamanlarda Tanrı’nın bir habercisi olarak görülüyordu. Çinliler, kuyruklu yıldızı imparatorun ölmesi, salgın hastalık çıkması ya da bir savaş başlangıcı gibi olayların habercisi olarak yorumluyorlardı. elbette ki eski dönemlerde bu bakış açısına sadece Çinliler sahip değildi. Romalılar da Julius Caeser’in ölmesinden dört gün sonra gökte kuyruklu yıldız gördüklerinde, Caeser’in Cennet’e gittiğine inandılar ve bazı yazarlar kuyruklu yıldızların uyarıcılığını tartıştı. [5]  Ancak daha sonraları bilim ilerledikçe kuyruklu yıldızların yapısı ve hareketleri daha iyi anlaşıldı.

Kuyruklu yıldızlar; kaya parçaları, su, karbondioksit, toz tanecikleri ve metan buzlarının bir arada durduğu cisimlerdir. Bazı zamanlar çekim etkilerinden dolayı yeni yörüngelere girebilirler ve Güneş’e yaklaşırlar. Bu yaklaşım sonucu Güneş’in yüksek sıcaklığı karşısında üst tabakaları buharlaşmaya başlar ve Güneş’e ters istikamette kuyruklar oluşur. Tekrar yerçekimi etkisiyle yörüngesi değişip gezegenler sisteminde de kalabilir.

Kuyruklu yıldızların yörüngeleri çok kolay değişebildiğinden, Dünya’ya çarpma olasılığı, yıldızlararası uzaydan gelecek bir gökcisminin Dünya’ya çarpmasından çok daha fazladır. Kuyruklu yıldız üç kısımdan oluşur, bu kısımlar;

  • Baş kısmı,
  • Hidrojen zarf kısmı,
  • Kuyruk kısmıdır.

Meteor yağmurlarında bizi ilgilendiren asıl kısım kuyruk kısmıdır. Kuyruk kısmı toz kuyruğu ve iyon kuyruğu olmak üzere ikiye ayrılır.

Toz Kuyruğu : Çekirdek kısmını terk eden gazlardan itilen bulutumsu duman biçimli tozlardan oluşur ve yaklaşık 10 km. uzaklıkta olup kuyruklu yıldızın çıplak gözle görülebilen kısmıdır.

İyon Kuyruğu : Milyon kilometreye ulaşabilen ışın demeti ve plazmadan oluşan, güneş rüzgarlarında etkilenerek şekillenen kuyruktur. [6]

Asteroitler

1781 yılında Uranüs’ün keşfedilmesiyle bir çok araştırmacı keşfedilebilecek başka gezegenler olduğunu düşündü. Bu nedenle de araştırmalara ve gözlemlere büyük bir umutla devam ettiler. Uranüs’ün keşfi ile sonradan bu yasa geçerliliğin yitirse de Titius-Bode [7] kuralından yola çıkılarak yapılan hesaplamalara göre Mars ve Jüpiter arasında bir tane daha gezegen olmalıydı.

Daha sonraları Giuseppe Piazzi Ceres adındaki rahip Ceres asteroitini keşfetti. Ancak bu her zamanki keşifler gibi heyecan yerine hayal kırıklığı yarattı. Oysa keşiften beklenilen bir asteroitten ziyade bir gezegendi. İncelemelere devam edildi ve bu sürede farklı asteroitler de tespit edildi. Bu güne kadar yaklaşık 380 bin asteroit keşfedilip kataloglandı ve halen yaklaşık 1.1-1.6 milyon arasında asteroit olduğu tahmin ediliyor. Güneş sistemi oluşumu sırasında bir araya gelen ancak Jüpiter’in çekim gücüyle şu anki büyüklük ve konumlarını koruyan gökcisimleridir, asteroitler. [8]

Meteorlar ise kuyruklu yıldızlardan serbest kalan parçalar ya da asteroitler arası çarpışmalarda kopan parçaların atmosfere girmesiyle oluşur. Büyük hızlarla atmosfere girdiklerinde hava molekülleriyle sürtünmeye girdiklerinden yanma oluştururlar. Yanmanın verdiği ışık bize düz bir çizgi görünümünü andırır ve halk arasında yıldız kayması olarak bahsedilir.

Atmosfere girebilen meteorların çoğu buharlaşırken az bir kısmı ancak yeryüzüne ulaşabilir. Yeryüzüne varan cisimlere artık meteorit denilir ve bunlar ya tozlar ya da çakıl taşından biraz daha büyük olan taşlardır. Tabii içlerinden çok büyük çapa sahip olanlar nadir de olsa olabiliyor. Türkiye – Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde yer alan 60 metre derinliğinde 35 metre genişliğinde bir krater vardır. Bu krater hala yerini korumaktadır ve bize yakın bir örnektir. Ancak bu kraterin günümüzde bir obruk olabileceği de belirtilmektedir. [6]

Büyük kütleye, hacme sahip göktaşlarını tespit etmek son derece kolayken küçük göktaşlarını tespit etmek çok daha zordur. Zira küçük göktaşlarının görünüşü Dünya üzerindeki taşlara benzer. Bu benzerliğe rağmen göktaşlarını ayırt edebileceğimiz kendilerine has birkaç özelliği vardır.

Gök Taşlarının Genel Özellikleri

  • Manyetizma: Meteorların çoğu demirden oluşmuştur bu yüzden birçoğu manyetiktir,
  • Ağırlık : Meteorlar normal bir taştan çok daha yoğun olduğu için çok daha ağırdır,
  • Şekilsiz Görünüş:  Üstlerinde parmak izleri gibi oyuklar bulunabilir [9] Eğer bu testlerden taşınız geçiyorsa, taşımızı bir üniversitenin jeoloji bölümüne yahut bir gözlemevine götürüp bilimsel şekilde test ettirip emin olabilirsiniz.

Göktaşı Mülkiyeti ve Göktaşı Satış

Gök taşı bulunması ve bu gök taşının satışı konusu özellikle Bingöl’de bulunan “Sarı Çiçek” meteorit parçalarından sonra basında çok gündeme geldi. Akabinde de bir çok kişi arazi gezilerinde veya tarlalarında gök taşı bulduklarını iddia ederek bunlardan bir gelir beklentisi içerisine girdi. Bir umutla İnternet’te gök taşı satış, gök taşı alan firmalar, gök taşı satılır mı? Gök taşı satışı yasal mı? Gök taşı satış siteleri, gök taşı fiyatı gibi bir çok konuda yoğun aramalar yaptı.

Göktaşları, haberlerde gördüğümüz üzere koleksiyoncular ve bilim insanları tarafından dudak uçuklatan fiyatlara satın alınabiliyor. Göktaşlarının bu kadar pahalıya alınmasının ana sebebi, nadir olması ve evrenin oluşumuna dair sırlar içermesidir. Zira sistemimiz oluşmaya başladığı zamanlarda, gezegenlerin çekim gücüne takılıp diğer gökcisimleriyle birleşemeyen parçalar da mevcuttur.  Bunlara güneş sistemi enkazı da dense,  biz yaygın olarak asteroit ve kuyruklu yıldızlar diyoruz. Bu gök taşlarını incelemek gezegenlerin oluşumunu anlamada yardımcıdır ve bu anlamlandırma çabası ise bilimin ışığı ile büyük adımlara zemin hazırlar.

Aslen sıradan gezintilerde bir gök taşı bulma olasılığınız oldukça düşük. Bu konuda camlaşmış kaya parçaları, maden cürufları veya en çok da volkanik kayalar gök taşı zannedilmeye başlandı ki sadece manyetizma, ağır olması, fayansta iz bırakması tek başına yeterli değil. Karakteristik özelliklerinin tam olarak ortaya konabilmesi ve gerçekten bu taşın uzaydan gelen bir meteorit olup olmadığı ancak laboratuvar analizlerinde öğrenilebilmektedir ve çoğu analiz de ücretlidir.

Göktaşı Satışı Hukuksal Boyutu

Taşın üstünde hak iddia etme kısmına gelirsek; birçok ülkede gök taşı sahipliğinin çeşitli kuralları vardır. Bazı ülkelerde gök taşı devlete aitken, bazı ülkelerde bulana ya da gök taşının bulunduğu arsanın sahibine aittir. Türkiye de ise durum biraz daha farklı. Olaya getirilen açıklama ile hükmün değişikliği söz konusudur.

Öncelikle gök taşı taşınabilir mülkiyete girer, gök taşlarının önceki maliki olmadığı için bulan maliki sayılır. Buna rağmen şöyle bir sorun çıkmaktadır, TMK’da bulunan üç maddeye göre farklı yorumlanabilir. [10] Bir gök taşı bulunduğunda TMK’da bulunan 773’üncü maddeye göre bilimsel sayılıp özel kanunlara göre şekillendirileceğinden bahseder.

Bu özel kanunlarsa, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunudur. Ancak bu kanunun kapsadığı maddeler içerisinde göktaşları bulunmamaktadır. Bu nedenle madenler kanununa bakılır, ancak burada da gökcisimleri kapsanmadığı için hüküm verilemez.

Bu kısımda şöyle bir mevzu vardır ki, 3213 sayılı Maden Kanunu’nda maden sayılmayan cisimleri, maden olarak belirleme yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına verilmiştir. Bakanlık bu taşları maden olarak kabul etmesi halinde, Anayasanın m. 13 ve m. 35 kapsamında mülkiyet hakkına aykırıdır. Özel mülkiyete elverişli sahipsiz taşınır eşya niteliğinde olan göktaşlarının üzerinde sahip olma amacıyla el koyan ilk kişi bu yolla mülkiyeti kazanır. [11]


Referans ve Kaynaklar;

1. Petersen, Carolyn Collins, Evren 101. Çev., Özlem Özarpacı. İstanbul: Say yayınları, 2019, s.84
2. Koupelis, Theo, Evreni anlama serüveni.  Çev. editörü, Doç. Dr. Tolga Güver.  7.basımdan çeviri, Nobel Akademik yayıncılık, 2017, s.295
3. Koupelis, Theo, Evreni anlama serüveni.  Çev. editörü, Doç. Dr. Tolga Güver.  7.basımdan çeviri, Nobel Akademik yayıncılık, 2017, s.297
4. web. Evrimagaci. Göktaşları nasıl sınıflandırılır?. 23.01.2021
5. web. Ankara açık ders edu. Kuyruklu yıldızlar. 24.01.2021
6. web. açıkders Ankara edu. Astronomi ve uzay bilimleri güz ders slaytından alınmıştır. *Kuyruklu yıldızlar ve meteorlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için slayta göz atabilirsiniz. 23.01.2021
7. Titius-Bode kuralı: Gezegen yörüngelerinin yarıçaplarını Güneş’ten olan uzaklık sırasına bağlayan bir kuraldır.
8. web. Açıkders Ankara edu. Asteroitler,meteorlar ve kuyruklu yıldızlar. 24.01.2021
9. Daha ayrıntılı bilgi için: web. Clemson edu. Meteorites. 23.01.2021
10. Bu maddeler; 767, 773 ve 3213’tür.
11. Karauz, Agah Kürşat, makale; Göktaşlarının mülkiyeti meselesi.

Print Friendly, PDF & Email
Beğen  42
Yazar

Astronomi ve Uzay Bilimleri öğrencisi, Dünyadaki Mars Projesi topluluk gönüllüsü ve yazarı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorumlar ( 13 )